Ryu’lar (Okullar)

kenjutsu (2)

Ryu; kelime anlamıyla okul manasına gelmektedir. Kenjutsu bir Ryu'lar topluluğudur. Bilinen ilk sistematik yapıya sahip olan Ryu 800 yılında kurulmuştur. Tarih boyunca binlerce Ryu kurulmuştur. Özellikle 16. yy. teknik ve felsefi açıdan en zengin dönemdir Kenjutsu için. Her okul oldukça tutucudur. Tekniklerini kendi Ryu'su dışındakilerle asla paylaşmazlar. Bugün çok az sayıda Ryu kalmış olsa da çalışmaları en iyi şekilde yapılmaya devam edilmektedir. Günümüzde hala eğitimi verilen ve tanınmış Ryu'lardan bazıları şunlardır:

Araki Ryu, Hoki Ryu, Hontai Yoshin Ryu, Hyoho Niten Ichi Ryu, Jigen Ryu, Kashima Shin Ryu, Kashima Shinto Ryu, Mugai Ryu, Muso Shinden Ryu, Ono-ha Itto Ryu, Owari Kan Ryu, Shinto Muso Ryu, Seishin Ryu, Tendo Ryu, Tennen Rishin Ryu, Tenshin Shoden Katori Shinto Ryu, Yagyu Shinkage Ryu.

SHINTO RYU KILIÇ TARZI

Shinto Ryu Kılıc Tarzı Eski Japonya hükümeti tarafından Japonya'da tüm savaş sanatları içinde kültürel bir hazine olarak kabul edilirdi. Eski çağlardan bu yana, bu stil yabancılardan gizlenmiştir. Bu Ryu nesilden nesile gizlilik içinde geleneksel olarak hoca talebe ilişkisi içinde değişmeden, sağlam bir biçimde beşyüz yılı aşkın bir süredir böyle gelmiştir. Ancak son zamanlarda -yabancılara da gösterilebilir -izni çıkmıştır. Kılıcın, samurayın ruhu olduğu düşünüldüğünden, Japonlar kılıca olağanüstü değer verirlerdi. Diğer silahlar zamanla popülerliğini yitirirken kılıç yerini korumuştur. Birçok Japon tarihçisine göre Edo döneminde sadece samurayların kılıç taşımasına izin verilirdi. Öyle ki, kılıç taşımak bile bir köylüyü öldürmek için yeterli bir sebep teşkil ediyordu. Paraya ihtiyacı olan efendisiz kalmış samurayın (Ronin) kılıcını satması Japon toplumundaki onursuz durumunu daha da kötüleştirirdi. Bunu yapanlar samurayın gözünde "ruhsuz" olurdu.

Eski Japon kültürünün çoğu, kılıçlar etrafında dönüyordu. Özenle belirlenen kılıç taşıma, temizleme, muhafaza etme, keskinleştirme (ya da keskinleştirmeme) ve tutma metodları dönemden döneme gelişmiştir. Örneğin; bir başkasının evine giren bir samuray, diz çöktüğünde kılıcını nasıl yerleştirmesi gerektiğini bilmelidir. Kılıcı kolay çekebilecek şekilde yerleştirmek şüphe ya da saldırı hissi uyandırabilir. Bu sebeple, kılıcın sağda ya da solda olması ve uzağa veya bir kişiye doğru tutulmuş olması etik açıdan önemli bir noktadır. Ev sahibinin uzun kılıcı, katana-kake adı verilen bir rafta vakizaşinin üzerine yukarı doğru bükülmüş şekilde konur; omote (suka ya da kabzanın solu göstermesi) geleneklere göre bir uyarıdır. Diğer taraftan, tachi, kuşanıldığı gibi bir duruşa sahiptir, tsuka tabandaki bir oluğa yerleştirilmiştir ve yukarıyı göstermekte olan saya, keskin kısım aşağıda olacak şekilde bir girintiye yerleştirilmiştir.

Çoğu samuray kılıcını öncelikli silah olarak kullanmaz; önce yay, sonra mızrak, son olarak da kılıç kullanılır.