Jujutsu

Jujutsu çalışılırken karşılaşılan ilk sorun terimin ifade edilmesidir. Jujutsu kelime anlamı olarak kibar teknik demektir. Teorik olarak ju (kibarlık) fiziksel olarak daha zayıf olanın güçlü olana karşı galip gelebilmesini işaret eder, ama her okul veya dojo, ju’yu kendilerine göre farklı şekilde yorumlar ve de bazıları tamamıyla bu terimi önemsememektedir.
Jujutsu birçok hafif silahlı veya silahsız değişik stil, görünüş, ideoloji ve sisteme sahip savaş sanatlarının başvurduğu çok fazlasıyla temel bir terimdir. Jujutsu teknikleri orta çağdan beri kullanılmaktadır ancak gerçek yaygın Jujitsu okulları Edo devrinin barış zamanında oluşmaya başlamıştır. Yirminci yüzyılın ilk zamanlarında Jujutsu geçici bir süre için yasaklanmış ve daha sonra Edo devrinde gördüğü büyük ilgiyi bir daha görememiştir.

Akiyama ve söğüt ağacı

Jujutsu'nun ilk ortaya çıkışı hakkında pek çok hikayeler vardır. Bunların en önemlilerinden biri Akiyama adındaki hekim hakkında olanıdır.

Akiyama, Nagasaki’li bir hekimdi. Çin’e yaptığı seyahat sırasında insanı diriltmenin 28 farklı yolunu öğrenmiş ve yine burada Hakuda adı verilen kırış tekniklerinin ağırlıklı olduğu bir savaş sanatıyla tanışmıştı. Evine geri döndüğünde bu öğrendiklerini insanlarla paylaşmak onlara öğretmek istedi ama pek fazla ilgilenen olmadı. Morali bozuk ve cesareti kırılmış bir şekilde Tenjin tapınağına doğru yola çıktı. Meditasyon ve ibadet yapmak için gittiği bu yerde, bir fırtına sırasında ormanda yolunu kaybetti. Fırtınada yaşadığı bir olay sonucunda aydınlandığı söylenir. Akiyama fırtınada karın altında kırılan çam ağacını gördü ama yanındaki çok daha güçsüz olan söğüt, karın altında eğilerek onu üstünden atıyor ve bu baskıdan kurtuluyordu. Bu olaydan yola çıkarak 303 farklı teknikle Jujutsu’nun temellerini attı.

Jujutsu'nun gelişmesi

1615 yılında Tokugawa’nın (1600-1868) askeri hükümeti Japonya’yı birleştirmişti ve Shogun diye anılan sözde askeri yöneticilerin 14 jenerasyonu boyunca hegemonyasını ilerletmeyi ve elinde tutmayı başarmıştır. Hükümet, temel olarak fazlasıyla barışla oluşan ve bununla beraber katı sosyal kuralların zirvesinde yer alan bir teori olan samurai topluluğunun mücadelesiyle yüz yüze kalmıştı. Gücünü korumak için Shogun güçlü yasama gücünü kullandı, polis kontrolü sağladı ve ciddi şekilde silahların kullanılmasını yasakladı. Silahlarla yapılan savaş antrenmanları azalmaya başladıktan sonra samurai kendi yeteneklerini ölçmek için başka yollar aramaya başladı. Bundan dolayı 17. ve 18. yüzyıllarda boş el (silahsız) savaş sanatlarının öğretildiği okullarda büyük artış oldu.

 

 

Bir Cevap Yazın