Yaşama uyanma, Kim olduğuna uyanma.

Uyanma nasıl yaşanır? Sadece yaşamak yeterli mi? Yoksa bir nevi transa mı geçmeli?

samuraiucan kuslarzd5Trans derin bir uyku halidir. Toplumda birçok insan, uyanması daha da zor olan bu haldedir…  Bu uykunun bir sonraki hali katalepsidir.

Uyanma… Yaşama uyanma… Kim olduğuna uyanma… Yaşıyormuş gibi yapmaksızın, kim olduğunu bilerek yaşamak… Kim olduğunu bilmek birçoğumuza anlamsız bir cümle gibi gelebilir. Burada anlatılmak istenen kimlik arayışı değildir. Dışarıdan bakıldığında herkesin bir kimliği var, hakim, savcı, bekçi, çöpçü… İçimizde bizi yöneten kimliğimiz hangi tarafımız? Şeytani tarafımız mı, insani tarafımız mı? Bunu fark edebilmek…

Hani bir tarafımız sigarayı bırakmak ister diğer tarafımız istemez ya, çelişkili bir durum yaşarız. Şeytani tarafımızı pekala tanırız… Bu yanımızla yüz yüze gelebilmekte mesele…
Onunla savaşıp, şeytani tarafımızı  ele geçirebilir, kendi sistemimize katabilirsek, bu yaşadığımız süreç sonunda benliğimiz dışarıda kalanı içine aldığından güçlenir. Kişilik bölünmesi ortadan kalkar, kişiliğin bilinçli ve bilinçaltı yönleri bir araya gelir…

Şeytani tarafımızla yüzyüze gelmeyi başamazsak, bu yanımızı  inkar edersek, düşmanlık ve saldırganlık kaynağı olur. Ama yüzleşmeyi başarır onu yenersek, bilinçli olarak kişiliğimize aktararabilirsek enerji ve yaşam kaynağı olur.

Uyanma neden çok olağan bir şey değil? Yani neden uyumuşuz ki?

Kişilik bölünmesi ortadan kalktığında kim olduğumuzu anlar ve yaşama kendi kimliğimizle uyanırız. Doğal halimize döneriz. Toplumun, diğer insanların, medyanın, bizi sürüklediği toplumsal akıl yerine evrenin bize verdiği aklı kullanarak yaşamaya çalışırız.

Uyuyan insan tehlikesiz olduğundan insanları uyandırmamak için bu konularda toplumları yönetenler genelde çok sessiz davranır. Çeşitli toplumsal yöntemlerle insanları uyandırmak yerine uyutmanın yolları aranmıştır.

Yaşama uyanmış, Satori’ye ulaşmış kişiler tanıyor musunuz?

Zen rahiplerinden satoriye ulaşmış kimse tanımadım, tanıdıklarımdan da satoriye ulaşmış olduklarını iddia edenler olmadı. Çevremde insanlara yol gösteren,  kendini ermiş sanan, Satori’ye ulaşmış gibi davranan birkaç kişi gördüm ama o kişilerin de olaylar karşısındaki tepkileri diğer insanlardan farklı değildi…

Satori; yaşanan ruhsal bir durumdur, zihinsel bir farkındalıktır. Ancak yaşayan kişi bilir, kendinin o tarafını kendisi tanır. Sıradan gibi gözüken, kendisini bir terbiye örtüsü altında gizlemiş ustalar tanıdım etrafına nur saçan. Bu insanların içlerindeki aydınlık dışarıya yansır. Görebilene…

Tasavvuf da aynı noktalara varıyor gibi…

Tasavvuf deyince sadece islam tasavvufu gelmesin akla. Amaç dağın tepesine ulaşmaksa birçok yol vardır oraya giden… Yaya gidilir, katırla gidilir, helikopterle daha çabuk gidilir. Önerim, atalarımızın zirveye çıkan yolunu izlemek olacaktır. Genlerimizde atalarımızın haritası vardır. Onlar hangi yolları kullanmışlarsa bizler de o yolları kullanarak zirveye tırmanabiliriz.  Bilinmeyen yollarda kaybolma riski daha fazladır.

Sensei

Ahmet Kösoğlu

Share

Bir Cevap Yazın